Günün ilk ilacını almak için yaptığım kahvaltıdan arta kalan sıcak çayımı alıp her zamanki nöbet alanım olan balkonda göreve başladım gene. Camın önünde bulmaca çözüyorum.
Henüz sabahın erken saatleri.Hareket yok etrafta. Geç yatanlar derin bir uykudalar. Sıcaklardan uyuyamayanlar gece uykusuna hasret kaldılar zaten.Sokak yalnız,kimsesiz bugün.Pazar, tatilliğini yapıyor işte.
Dakikalarca bomboş yola, dallar arasında uçuşan kırlangıçlara bakıyorum.Kuşların her biri için göç zamanı galiba hep bir telaş içindeler.Canım sıkılıyor hayatı düşününce çengel bulmacamın yeni sayısından bir kaç tane çözüyorum.Ben mi çok zekileştim,bulmacalar mı kolaylaştı bilmem ama şıp diye yapıveriyorum bulmacaları,bırakıyorum.
Takıyorum kulaklıkları kulaklarıma cep telefonumdan müzik dinlemeye karar veriyorum.Sportify isimli programda mutlu Türkçe şarkıları bulup açıyorum.Aman nasıl iyi geliyor anlatamam. Solistlerin biri gidip,biri geliyor,melodiler kulağımdan gönlüme şıp şıp akıyor.
Oynama isteğim yükseliyor. Tutmaya çabalıyorum kendimi.Sabah sabah nereden çıktı oynamak falan diyorum ama bakıyorum olmuyor.Sabahın köründe omuz atmalara,gerdan kırmalara engel olamıyorum. Ardı ardına seçilmiş oynak şarkılara kıyamıyor,mutfağa geçip oynuyorum.
Müzik kulaklarımdan ayak parmaklarıma dek neşelendiriyor beni.Millette pireler uçuşurken benim bunca enerji yüklü güne başlamam çok komik geliyor bana.Ben, mutfak, müzik üçgenine bin bir emek ve çabayla yaptığım figürleri katıştırıp sıkıcı pazar sabahını renklendiriyorum azıcık.
Nasıl başlarsan öyle gidersin düşüncesiyle sıcak, karanlık,bunaltıcı bir gün olacağı anlaşılan Ağustosun son pazar gününü devirmeye niyet ediyorum.Unutmak, düşünmemek, neşe ve mutluluk sadece bizim elimizde bunu daha iyi anlıyorum.Bir günü kendime armağan etmeye karar verip ayıklamak için barbunyaları kucaklıyorum.
