YAŞLILAR

Yakın çevreme ve yaşıtlarıma baktığımda herkesin yakındığı bir ağrısı,etkilendiği bir hastalığı olduğunu görüyorum.Bize ayrılmış zaman kısıtlıysa ufacık cümlelerle derdimizi anlatıp susuyoruz.Uzun anlatımları, dertlenmeleri kimse dinlemeye niyetli görünmüyor.

Çok sıkıldığımız, çabuk bıktığımız ve sadece kendimizi sevdiğimiz yaşlardayız galiba. Üç  beş kişi bir arada otursa bakıyorum herkes aynı anda konuşuyor.Dinleyen ve anlamaya niyetlenen yok.Yaş almış bireylerde dikkat dağınıklığı fazlaca oluyor.

Artık sıkıntılarımıza çözüm ve teselli de beklemiyoruz.Çünkü bunu yapacak morali yüksek ve bizden daha sağlıklı kimse yok.Herkes önce kendi düşündüklerini anlatmanın telaşında.

Gençken şöyle yap,böyle yap diye akıl verir,çözüm üretmeye kalkardık birbirimize.Artık çözümden vazgeçtim kalkamıyoruz bile.İlaçlar,yan etkileri ve maaşlarımızın yetersizliği en popüler konularımız.Hep bu konularda konuşup duruyoruz.

Dedikodunun, gıybetin tadı ve anlamı yok.Artık milletin ne yaptığı,yapmadığı,yediği, giydiği umurumuzda değil. Biz dünyada kalacak süreyi biraz daha uzatmanın ve kaliteli zamanlar geçirmenin gayretindeyiz sadece.

Yaş almak çok zorlu bir dönemmiş.Gençlerin bunu bilip yaşlılara daha nezaketle yaklaşmalarını çok isterim.Kimse yaşamadan anlamaz elbette.Ancak aklın ermemesi,elin ayakların varmaması çocuklukta hoşluk,yaşlılıkta koca bir boşlukmuş.Boşluktayız ne yazık.

Kitap içinde yayınlandı