35-İKİYE AYRILAN YÜREK

İKİYE AYRILAN YÜREK Sokaklar gibi soğuk, mezarlıklar kadar sessiz, hastaneler kadar kasvetli, mağaralar kadar karanlıktı artık evleri. Kimse içten katılırcasına gülmüyor, birbirlerinin ağzından söz kapışıp, şakalar yapmıyordu. Öğrenilen bir fıkrayı, bir espriyi kimse aynı zevk ve coşkuyla taşımıyordu beraberinde eve. Kimse gazeteleri kapışmıyor,  gazeteyi önce alan şampiyon olmuyor, yemekler, pastalar…

daha fazlasını oku

34-KARLAR DÜŞER, DÜŞER.

KARLAR DÜŞER, DÜŞER. O gece yılın ilk karı düştü Ankara’ya. Yağıp yağmamaya karar verememiş gibi nazlı nazlı ve “tutsam da olur tutmasam da” der gibi inceden . Önce çatılarda başladı beyazlar yavaş yavaş.Sonra toprak örtüldü. Sevda ise; yakıp sigarasını, kapatıp odasının lambalarını, sokağın ışığında seyretti saatler boyu yağışını. Ne kadar…

daha fazlasını oku

33-CENNETTEN CEHENNEME

CENNETTEN CEHENNEME Çocukluğunda, evin içinde ve babasının dilinde adı Cennetti. En keyifli, en neşeli zamanlarında babası “Cennet” diye seslenir, burnunu işaret ve orta parmağının arasında şöyle, muzipçe sıkarak “Nereye de gidiyon kız Cennet” türküsünü, ayaklarıyla tempo tutarak söylerdi. O zamanlar Cennet adının, köylü kızlarının adından geldiğini sanarak, homurdanır, hırslanır dururdu….

daha fazlasını oku

30-SENEDE BİRGÜN

SENEDE BİRGÜN Elleri çok uzun bir özleyişi sona erdirmek istercesine birleşmişti. Sanki bir ten, bir yürek, bir beyin gibi, bir ağacın gövdesi ile dalı gibi tutkulu bir yakınlıkla yürüyorlardı sokakta. İkisi de on dokuzla yirmi yaşların ifadesindeydi. Mutlu insanların gülümsemesi yayılmıştı yüzlerine. Gelip geçenler şaşkınlıkla bakıyorlardı onlara. Onlarsa, ne oldukları…

daha fazlasını oku

29-BOLERO

BOLERO Bomboş konser salonunda, en arkada bulduğu bir koltuğa oturdu. Sahnenin perdeleri açık, orkestranın sandalyeleri konser anındaki düzenden uzak, sahiplerini bekliyordu… Sahnenin ışıkları dışında her yer loştu. Yeni bir provanın ön hazırlıkları yaşanıyordu besbelli. Ellerinde nota kâğıtları, tatlı bir sohbeti, gizli bir aceleciliği yaşayan sanatçılar birer ikişer gelmişti. Enstrümanlarını kutularından…

daha fazlasını oku

28-FERAH OTELİ

FERAH OTELİ Cebinde teskeresi, bacağında aldığı iki kurşun yarası ile vatani görevini bitirerek memleketine dönmek üzere bindiği otobüs, yağmurlu bir gecede  şehrin terminaline geldiğinde Yavuz, köy arabalarının sonuncusunu da kaçırdığını anlayarak kendine bir otel aradı. Topallayarak, ıslanarak yürüdüğü caddede,“Ferah oteli” yazan tabelalı binadan içeri girdi. Resepsiyondaki uykulu gençten, 106 numaralı…

daha fazlasını oku

27-NEYİZ ? NE OLACAĞIZ?

NEYİZ ? NE OLACAĞIZ? Ayten, yaşlı kadını Ankara garının ikinci peronundan ana kapıya giden tünelde ağır ağır yürürken fark etti. Tren birinci perona girmemiş yolcularını ikinci peronda indirmişti.Uzun bir  yolu elindeki bavullarla yürüyen kadın yorgun, yaşlı ve bitikti. Yetmişli yaşları geride bırakmaya başlamıştı galiba. Bembeyaz saçları, eskimeye yüz tutmuş kürk…

daha fazlasını oku

26-BABA VE BABACIK

BABA VE BABACIK Adamın gözyaşları yağan yağmura karışıyor, göz pınarlarından çıkıp ardı ardına kayıyordu belli belirsiz. Ipıslaktı saçları, yüzü ve giysilerinin her yeri. Rengi atmış, kol ağızları lime lime olmuş, koyu renk bir ceketi vardı üzerinde. Yakasını, saklanmak ve korunmak istercesine kaldırıp yok olmuştu içinde. Pantolonu, kim bilir kaç senelik…

daha fazlasını oku