37-BU UMUTLAR OLMAMALI

BU UMUTLAR OLMAMALI Şehir, yeni bir yılı karşıladığı neşeli gecenin yorgunluğundaydı. Evlerde, sabahın ilk saatlerine dek yiyip, içip, eğlenen ya da televizyonun karşısında geç saatlere kadar oturan insanlar uykularındaydı. Araçlar, park edildikleri yerlerde suskun, sabahın ilk saatlerine rağmen sokaklar, caddeler bomboştu. Dükkânlar kilitlerinin, kepenklerinin ardında alışılmışın dışında bir tatil gününü…

daha fazlasını oku

36-HAYALET

HAYALET Bedri bey ve eşi Müşerref Hanım kitap okumayı, biriktirmeyi çok seven bir çifti. Çocuklarına da çok küçük yaşlardan itibaren bu güzel alışkanlığı kazandırmaya çalışmış ve başarmışlardı.Çok okuyan iki oğulları başarılı, meslek sahibi insanlar olarak hayatlarını kurtarmış, yuvalarını kurmuş, onlara torun sevgisi tattırmışlardı. Karı koca, emekli olup aktif hayattan köşelerine…

daha fazlasını oku

35-İKİYE AYRILAN YÜREK

İKİYE AYRILAN YÜREK Sokaklar gibi soğuk, mezarlıklar kadar sessiz, hastaneler kadar kasvetli, mağaralar kadar karanlıktı artık evleri. Kimse içten katılırcasına gülmüyor, birbirlerinin ağzından söz kapışıp, şakalar yapmıyordu. Öğrenilen bir fıkrayı, bir espriyi kimse aynı zevk ve coşkuyla taşımıyordu beraberinde eve. Kimse gazeteleri kapışmıyor,  gazeteyi önce alan şampiyon olmuyor, yemekler, pastalar…

daha fazlasını oku

34-KARLAR DÜŞER, DÜŞER.

KARLAR DÜŞER, DÜŞER. O gece yılın ilk karı düştü Ankara’ya. Yağıp yağmamaya karar verememiş gibi nazlı nazlı ve “tutsam da olur tutmasam da” der gibi inceden . Önce çatılarda başladı beyazlar yavaş yavaş.Sonra toprak örtüldü. Sevda ise; yakıp sigarasını, kapatıp odasının lambalarını, sokağın ışığında seyretti saatler boyu yağışını. Ne kadar…

daha fazlasını oku

33-CENNETTEN CEHENNEME

CENNETTEN CEHENNEME Çocukluğunda, evin içinde ve babasının dilinde adı Cennetti. En keyifli, en neşeli zamanlarında babası “Cennet” diye seslenir, burnunu işaret ve orta parmağının arasında şöyle, muzipçe sıkarak “Nereye de gidiyon kız Cennet” türküsünü, ayaklarıyla tempo tutarak söylerdi. O zamanlar Cennet adının, köylü kızlarının adından geldiğini sanarak, homurdanır, hırslanır dururdu….

daha fazlasını oku

30-SENEDE BİRGÜN

SENEDE BİRGÜN Elleri çok uzun bir özleyişi sona erdirmek istercesine birleşmişti. Sanki bir ten, bir yürek, bir beyin gibi, bir ağacın gövdesi ile dalı gibi tutkulu bir yakınlıkla yürüyorlardı sokakta. İkisi de on dokuzla yirmi yaşların ifadesindeydi. Mutlu insanların gülümsemesi yayılmıştı yüzlerine. Gelip geçenler şaşkınlıkla bakıyorlardı onlara. Onlarsa, ne oldukları…

daha fazlasını oku

29-BOLERO

BOLERO Bomboş konser salonunda, en arkada bulduğu bir koltuğa oturdu. Sahnenin perdeleri açık, orkestranın sandalyeleri konser anındaki düzenden uzak, sahiplerini bekliyordu… Sahnenin ışıkları dışında her yer loştu. Yeni bir provanın ön hazırlıkları yaşanıyordu besbelli. Ellerinde nota kâğıtları, tatlı bir sohbeti, gizli bir aceleciliği yaşayan sanatçılar birer ikişer gelmişti. Enstrümanlarını kutularından…

daha fazlasını oku

28-FERAH OTELİ

FERAH OTELİ Cebinde teskeresi, bacağında aldığı iki kurşun yarası ile vatani görevini bitirerek memleketine dönmek üzere bindiği otobüs, yağmurlu bir gecede  şehrin terminaline geldiğinde Yavuz, köy arabalarının sonuncusunu da kaçırdığını anlayarak kendine bir otel aradı. Topallayarak, ıslanarak yürüdüğü caddede,“Ferah oteli” yazan tabelalı binadan içeri girdi. Resepsiyondaki uykulu gençten, 106 numaralı…

daha fazlasını oku

27-NEYİZ ? NE OLACAĞIZ?

NEYİZ ? NE OLACAĞIZ? Ayten, yaşlı kadını Ankara garının ikinci peronundan ana kapıya giden tünelde ağır ağır yürürken fark etti. Tren birinci perona girmemiş yolcularını ikinci peronda indirmişti.Uzun bir  yolu elindeki bavullarla yürüyen kadın yorgun, yaşlı ve bitikti. Yetmişli yaşları geride bırakmaya başlamıştı galiba. Bembeyaz saçları, eskimeye yüz tutmuş kürk…

daha fazlasını oku

26-BABA VE BABACIK

BABA VE BABACIK Adamın gözyaşları yağan yağmura karışıyor, göz pınarlarından çıkıp ardı ardına kayıyordu belli belirsiz. Ipıslaktı saçları, yüzü ve giysilerinin her yeri. Rengi atmış, kol ağızları lime lime olmuş, koyu renk bir ceketi vardı üzerinde. Yakasını, saklanmak ve korunmak istercesine kaldırıp yok olmuştu içinde. Pantolonu, kim bilir kaç senelik…

daha fazlasını oku

31-YAZGI

31-YAZGI Oturduğu Ye Ye Kafede, camdan dışarıya bakarak çayını içen Selma arka masada koyu bir sohbete dalmış iki kadının konuşmalarına kendini iyice kaptırmış dalmış gitmişti.Selmaya yalnızlığını unutturan sohbetin konusu iki yakın arkadaşın dertleşmesiydi aslında.Biri anlatıyor,diğeri kısa kelimelerle katılım gösterse de çoğunlukla dinliyordu.Hafifçe  ve belli etmeden konuşanlara dönüp bakan Selma çok…

daha fazlasını oku

32-YASAK AŞK

  YASAK AŞK Meslek lisesinde ki 10.meslek yılında  hayatı alt üst oldu  Yusuf Öğretmenin. 11.sınıf öğrencilerinin  dersine girmiş ama  Özden in  kendisine duyduğu aşka engel olamamıştı.Aşıktı Özden aylardır öğretmenine.Takıntılı bir sevda ile hep Yusuf hocanın peşindeydi.Evli ve 1 çocuğu olan Yusuf bey ise kendisi gibi öğretmen olan karısıyla sade ama…

daha fazlasını oku

25-LADES

LADES Paylaşmayı, sevgiyi çok iyi bilen, dostluğun yokluğun anlamını çok iyi anlayan iki yürek olduklarına inanmıştı hep. Bu inanmışlıkla, dolu dolu iki yılı yaşadılar birlikte. Sevginin, zevklerin, neşenin, umudun ve aşkın bitimsiz ve doyumsuzuna ulaştılar birlikte. Güzel olan her değer onları satır başı, eşsiz her duygu onları baş harfi yapmıştı….

daha fazlasını oku

24-YORGUN DEMOKRAT

24-YORGUN DEMOKRAT   Deniz, gülümsüyordu uzaklarda, umutlarını teslim etmiş martılara. Cem, göğe uzanan palmiyelerin altında dalıyordu maviye özlemli günlere. İçinde beslediği delici korkularla, düşüncelerine uygulanan baskılarla, yargılandığı dosyalar dolusu davalarla yabancı kalmıştı başının üstünde özgür, dolanan bulutlara. On yıl, tüketmişti cezaevleri arasında. Kara saçları ve sakalları dolmuştu aklarla. Ziyaretçi beklenen…

daha fazlasını oku

23-MUTLU SON

MUTLU SON Deli dalgaların sahile vurduğu, kuzey rüzgârlarının tepelerin ardından uğultularla geldiği bir günde limana bağlandığı halatı kopan, koca bir gemi gibi yalpalayıp, derinliklere doğru yürüdü kadın. Yaşamını, başından sonuna altüst eden sarsıntıyı yaşadı.  Umutlarını bağladığı, tüm sevgisini sunduğu, onun için yaşadığı evlat edindiği Onur onu terk edince… Çok uzun…

daha fazlasını oku

22-CİNAYET

CİNAYET “Öldürdüm onu, öldürdüm. Şimdi ben ne yapacağım?” diye ağlıyordu kapanmış yatağa.  Haykırdığını sanarak, ama sesini sadece kendisinin duyabileceği bir güçle dakikalardır, aynı sözleri tekrarlayıp duruyordu. Yıkılmışlık, pişmanlık ve üzüntü ile sarmalanmıştı. Önceden, düşünmesiz, planlamasız ama apansız bir cinayeti işlemişti işte. Katildi o…Kimsenin bilmediği, duymadığı kansız bir cinayeti yaşamıştı. Tertemiz…

daha fazlasını oku

21-YAŞ ELLİ

YAŞ ELLİ Niye hatırlayamıyordu açıkça daha önceki yaşlarını? Birle başlayıp, onlu ve yirmili geçenlerini?  Niye silik, niye kalın bir bulutun ardındaydı o zamanda yaşananlar?  Neler duyumsayıp, neleri düşündüğünü ve neleri umup düşlediğini niye bugünlerdeki gibi bilemiyor Ebru? O günlerden, bugünlere taşıyıp getirebildikleri niye böylesi azdı? Ve niye hayatında etkileyip iz…

daha fazlasını oku

20-NOSTALJİ

21-NOSTALJİ Baharın yerini yaza bırakmaya başladığı günlerin birinde, iki yanı ağaçlarla örtülü; bir gidişe, birde gelişe açık yolda araba, o bilinen sahil kentine doğru ilerliyordu.Bu ağaçlı yol Bodrumu çok iyi bilenler için bir işaret özelliği taşıyordu. Kilometrelerin azaldığını, ilerdeki tepenin ardında onları kucaklamaya hazır ilçenin ve masmavi denizin varlığını haber…

daha fazlasını oku

19-ÇÖZÜMSÜZ DAVA

ÇÖZÜMSÜZ DAVA Haldun, yaşamını çok sevdiği bir mesleği yaparak yürüten ve geçimini avukatlık yaparak kazanan, gencecik, idealist, cesur bir adamdı.Başkentte yaşıyor, ancak aldığı davaların gereği zaman zaman yakın il ve ilçelere de gidip geliyordu. Meslekte çok eski bir deneyime sahip olmadığı halde, insan yanı ağır basıp, çok yüksek paraların talepçisi…

daha fazlasını oku

18-YANLIŞ ADRES

YANLIŞ ADRES Dışarıda kuru bir ayaz, ağaçları köklerinden sallayan, dallarını gidebildikleri yere dek zorlayan bir rüzgâr ve bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmur, gün ortasında kapkara bir gökyüzü vardı. Giysisinin yakasını kaldırıp, boynunu ve yüzünün bir bölümünü yok eden adam, elleri ceplerinde, caddede uzaklaşarak, kimi zaman tedirgin, ürkek bakışlarla çevresine ve…

daha fazlasını oku

17-BİR MUM DAHA

BİR MUM DAHA Hasret,küçücük bir kızdı, gözlerinin önünde babası annesini öldürdüğünde. Sebebini hiç anlayıp hiç öğrenemedi. Belleğinde onlara ait hatırladığı, bağrışarak yaptıkları kavgalardı. Annesiz bir ömür için, babasız bilinmez kaç yıl için yalnız kaldığında yakınlarının onu yerleştirdiği yetiştirme yurdunda büyümüştü.En kısa yoldan hayata atılıp ekmek tutmanın özlemini duyup okumuş ve…

daha fazlasını oku

16-TEK UTANCIYDI

TEK UTANCIYDI            40 yıl önce, evlerinin sokağında yaşadı, bugüne taşıdığı tek utancını.Altı  yaşında bir çocuktu o zamanlar. Doğruluk, dürüstlük kavramları tam oturmamıştı belleğinde yerine. Duyuyor ,ama anlamını bugünkü kadar ciddi boyutta bilmiyordu.             Satıcılar geçerdi mahallelerinden.Bağıra, çağıra mallarıyla çocukları cezbederlerdi. Çocuklar, annelerini bağırtırarak  aldıkları paralarla,   istedikleri malları alırlardı.Ne zaman…

daha fazlasını oku

15-YILDIZ OLDUM BEN

YILDIZ OLDUM BEN             Yılların birinde, ayın 13 ünde vurdu beni. Sakin, sade, mutlu, huzurlu, neşeli, sağlıklı yürürken yolumda doğrulttu da namluyu sıkıverdi kurşunu. Yapamaz, basamaz sanmıştım tetiğe. Hiç acımadan dokundu da can evimden yaktı beni.             Bir saniyeden kısaydı sanki gözümün önünden  film şeridi misali geçen yaşamım. Bitiyordu ha!…

daha fazlasını oku

14-BİR MEYHANE ANISI

14-BİR MEYHANE ANISI                           Köhne bir meyhane köşesiydi gittiği ama aynı günde çıkmayı beceremediği. Hep aynı masada oturuyordu.Yıllar yılı oturarak başladığı geceyi, masa üzerinde sızarak tamamlıyordu.Kendinden habersizdi. Kimseyle konuşmuyor, sadece alışılmış isim ve renkteki içkisini her geçen zaman, miktarını bilemeden içiyordu.                         Gözü, tozdan ve isten kararmış duvardaki rastgele…

daha fazlasını oku

   13-BİR MAHKUMUN DÜŞÜ

            BİR MAHKUMUN DÜŞÜ                                 Mis gibi kekik kokuları çıkıp geliyordu çok uzaklardan burnuna.Nazlı akan Gökçe deresinin sesini duyuyordu şırıltılarla  ve bir de ılık esen rüzgarın oynattığı   yaprakların hışırtısını. Tenini kavuran sıcacık bir güneşin pırıltısını yaşıyordu.Demir parmaklıklı yaşamında düşlerinin arasında.Gelincik tarlalarında dolaşıyor, gözlerini kapatınca kıpkırmızı çiçekler arasında oluyordu….

daha fazlasını oku

12-AĞIT

AĞIT Esma ana ise yine alışıldık sitemlerindeydi.” Olmuyor, çocuk olmuyor. Bir yerlerde bir yanlışlık var doğrulmuyor, doğruyu bulmuyor. Bir yerlerde bir eksiklik var, ne yaparsam dolmuyor. Olmuyor çocuk; yürümüyor, değnekleri de dayasam kol altlarıma dengeyi bulmuyor. Olmuyor işte sensiz olmuyor…              Ayrık otları tükenmiyor, uzaklar yakın olmuyor, kedi ile köpek…

daha fazlasını oku

Bize Her Gün 14 Şubat

♥Babasını çok genç yaşta kaybettiğinden olsa gerek,kalabalık ve sıcak bir yuva özlemini hep yaşamıştı adam.Askeri okul yılları da eklenince bu özleme kurduğu yuvası,eşi,evlatları cenneti olmuştu.Hayatının son demine dek,karısını büyük bir aşkla sevmişti. ♥Kadınsa deprem acılarını kocasının sevdasında azaltmıştı.Çok küçük yaşta önce kardeşlerinin,sonra çocuklarının annesi olmuştu.Evlatlarına birbirini seven anne,babanın kurduğu huzurlu…

daha fazlasını oku

14 ŞUBAT

♥İlk aşk öykülerinin en çok yaşandığı yerler okullardı. Cebirin, Geometrinin, kimyanın arasından aşk fısıldamasa olmazdı ♥Fizik defterinin içinden, mektup düşmezse mutsuz olurduk.Arkadaşları aracı yapıp arkadaşlık teklif edip, almalar,okulu kırıp sinemalara parklara kaçmalar,sınavlarda kopya vermeler hep aşk içindi. ♥Yaz kamplarına,yazlıklara gitme şansı olanlar için aşklar deniz kenarına inerdi.Birlikte denizlere girilir, kumsalda…

daha fazlasını oku

11-EVİN KADINI

11-EVİN KADINI Kahvaltı sonrası günlük işlerine başladı kadın.Kocasını işe,çocuklarını okula yollamıştı.Çocukların odasından başladı görevine. Oğlanların odası koca bir ordu yatakhanesi kadar dağınıktı.Eşinden ayrı uzaklara atılmış çoraplar,sevgilisi tarafından terk edilmiş gibi biri ters dönmüş terlikler,bir bacağı içeride bir bacağı dışarıda pijama altları,tişörtler yerlerdeydi.Yatak içlerinde telefon şarj aletleri,kalemler duruyordu.Okul çantasında yer bulamamış…

daha fazlasını oku

 10-KIRT KIRT KIRAR HAYAT

 KIRT KIRT KIRAR HAYAT Kocasını işe gönderen Kadriye pencere yanına koyduğu yüzü eskimiş koltuğunda hem sabahın ikinci çayını içti hem de Fevzi beyi camın arkasından uzun uzun ama belli etmeden seyretti. Üst kat komşusu Beyhan hanımın kocası olan Fevzi Bey, her sabah aynı saatlerde dakikalarca motorunu ısıttığı arabasını çalıştırır İşine…

daha fazlasını oku

9-BEKİR

BEKİR Güneş, tepelerin ardında son kızıllığını terk edip gideli, gün geceye geçeli bir  iki saat olmuştu.Ardında kanlar içinde cansız bir beden ve gözü yaşlı insanlar bırakarak kalabalıklar arasına karışmıştı Bekir. Bu kaçışı noktalayacak, gitmesi gereken yere onu götürecek otobüse  terminalden binerek İstanbul dan uzaklaşmıştı. Yaşayıp, yaşattığı  şoku üzerinden günler geçmesine…

daha fazlasını oku

8-KAN ÇİÇEKLERİ

KAN ÇİÇEKLERİ Ender, çalan saatle, yerinden fırladı zorlukla. Hiç yatağından kalkmak istemiyor, uyumayı her zamankinden daha çok arzuluyordu. Üzerinde bir ağırlık vardı sanki. Söylene söylene kalktı yerinden. Ne giyinmek, ne de bir şeyler yemek geliyordu içinden. Sabahın daha ilk saatlerinde, kendini böyle yorgun hissederse tüm gün nasıl bitecek diye düşündü….

daha fazlasını oku

LADES

Oldum olası çorba içmeyi, türü ne olursa olsun sevmemiştim. Kimilerinin dediği gibi, “şöyle dumanı tüten, sıcacık bir çorba olsa da içsem” dediğim hiç olmamıştı. Ne zaman, bir yemek çeşidi olarak gelse karşıma, onu bir kenara atıp diğer yemeklere saldırırdım. Evimde bile pişirdiğim zamanlar yok denecek kadar azdı. Mecbur kalmamışsam, hiç…

daha fazlasını oku

7-FÖTR ŞAPKA

FÖTR ŞAPKA                                                                       Şakaklarına aklar düşmüş, olgun yaşına ulaşmış nice erkekte nadir de olsa görmeye alıştığı fötr şapka, onda bir başka dururdu ve bir başka görünürdü gözüne.  Kılıç gibi ütülenmiş pantolonunu, gömleğini, ceket ve kravat ile onları tamamlayan şapkasını hiç terk etmedi,hiç vazgeçmedi onlardan Em. Albay Burhanettin Soysal.            …

daha fazlasını oku

6-BİR ODA, BİR GECE

BİR ODA, BİR GECE Şehrin kalbi diye isimlendirilebilecek, kalitesi ve değeri herkesçe kabul edilmiş caddesinde bir holding binasında çalışma saati çoktan bitmişti. İş yeri, yönetim kurulu başkanı genç ve güzel kadının odası dışında, karanlığı yaşamaya başlamıştı. Bilinmez kaç kişinin yoğun bir tempoyu tamamlayarak, dinlenceye bıraktığı masalar, koridor ve odalar, makine,…

daha fazlasını oku

4-Neden Kitabımın adı: YARIN GELDİ, BUGÜN NERDE?

YARIN GELDİ, BUGÜN NERDE? Leo Buscalia, bir gün öğrencilerini etrafına toplamış ve “Çocuklar yarın ölecek olsanız, bugün ne yaparsınız?”diye sormuş. Öğrencilerinden biri “Kız arkadaşımla barışırdım”, diğeri “Annemle babamı iki senedir görmüyorum, onları görmeye giderdim” diye cevaplamış soruyu. Buscalia’da öğrencilerine dönüp, “PEKİ ÇOCUKLAR,  BÜTÜN BUNLARI YAPMAK İÇİN ÖLMEYİ NİYE BEKLİYORSUNUZ?” demiş……

daha fazlasını oku

5-BOĞULDU

DENİZDE DEĞİL.             Üzerindeki kırmızı mayosu, beline taktığı kırmızılı beyazlı can simidi ile iskelenin tam ortasından koşmaya başladı. Güneşin yaktığı kapkara tenli, siyah saçlı küçük kız. Cesur ama düşüncesizce bir balıklama atlayışı gerçekleştirip; başından dalıverdi sulara. Belindeki naylon şişliğin kendisi ile birlikte gelmediğini ve su yüzüne takılıp kaldığını, atladığı kadar…

daha fazlasını oku

3-YAZDIM İŞTE!

3-YAZDIM İŞTE! Uzun zamanımı aldı, yeniden yazmaya başlamam. Karar verip bu cesareti toplamam. Birikti yıllar yılı içimde. Doldu, taştı yüreğim özlemle, sevgiyle, kırgınlıkla. Genişleyip şişti ve bir gün dökülüverdi apansız. Yeni bir kitap olacak birikime ulaştı satırlarım. Hiç böylesini beklemiyordum. Kendim bile, şaştım bu işe…            Sayfalara başlamamla bitirmem bir…

daha fazlasını oku

2-YAZAN KİMDİR?

YAZAN KİMDİR?  08.11.1956 yılında, lapa lapa karların Kütahya’ya yağdığı gün; Kore’ye giden subay babasının dönüşünü annesinin karnında beklerken dünyaya geldi. Aylarca, gece,  gündüz susmadan ağlayan bir çocuk olarak annesini delirtmeyi başaran bebek Aytül; babasını karşıladıkları gün, onun kucağına atlayıp ağlamayı bir anda keserek insanları şoka soktu. Öğrenimini Ankara’da ve Balıkesir…

daha fazlasını oku

Reenkarnasyon

♥Dünyaya sadece bir kez gelip gidip,kızağa çekileceğimize inanamıyorum.Reenkarnasyon yani daha önceden de hayata gelmek gibi inanışların dinimizce kabul görmediğini,doğru olmadığını elbette biliyorum. ♥Bu nedenlerle bu konuda ısrarcı ve inatcı bir fikrin de sahibi değilim.Geçen gün hinduzimle ilgili kısa bir anlatı okudum.O inanışda ölümün bitiş olmadığına inandıklarını ve tüm ölüm törenlerinin…

daha fazlasını oku

Görgüsüzlük çok zor

Ülkemizin listelenecek bir çok sorunu olabilir.Bu sorunların önem sırası kişiden kişiye göre de değişebilir.Benim birinci sıraya koyduğum sıkıntıyı,siz daha alt sıralarda değerlendirebilirsiniz. Bu doğaldır.Farklı düşünüp farkli inanabiliriz.Herkesin bir konuda aynı düşünmesi beklenemez.Ama inanın bana, toplumsal hayatımızı zorlaştıran ve bizleri insan ilişkilerinde mutsuzluğa sokan en öncelikli sorunumuz görgüsüzlükdür bizim. 👩 İçimizde…

daha fazlasını oku

Facebook

Elindekiyle yetinmeyi, mutlu olmayı artık bilmiyor insanlar.Düz saçı varsa kıvırcığa, yeşil gözü varsa siyaha özeniyor. Ankaradaysa Bodrumdakine, içerdeyse dışardakine, yaşlıysa gence,fakirse zengine benzemeye çabalayıp duruyor.Belki de bu hırs, bu tamah hayata bağlıyor ve canlı tutuyor insanları kimbilir.Bunları da yapmasa,birileriyle yarışıp, didişmese çürür,çöker her halde. 👄 ABD deki Newyork üniversitesine göre…

daha fazlasını oku

Ankara

♥Ankara, çarşıları,pazarları ve Avmleriyle güzel bir şehirdir.Metro ve bağlantılı otobüs seferleriyle de ulaşım sorunlarının çoğunu aşmış durumda.Asla İstanbul çilesi çekilmez trafikte.Evet başkent olmanın zorlu yanları var.Ancak kolay, sakin yaşanan bir şehir burası. ♥Bir çok sağlık ,sosyal,sanat,kültür imkanlarına da sahibiz Ankaralılar olarak. Ankara nın dünyanın bir çok büyük kentine bile nal…

daha fazlasını oku

Sensörlü Musluklar

♥Sensörlü muslukları,kağıt havlu makinelerini kullanmayı başaramıyorum.Bu kadar aptal oluşuma ben de inanamıyorum.Ama inanın el sallamaktan,kendimi göstermekten helak oldum ben. Avmlerdeki tuvaletlerden başlıyarak,bakım görmüş yenilenmiş tüm wc lerde suları akıtamıyor,havluya kavuşamıyorum.Zulaya yatıp başkalarını izleyip arasıra başardığım olsa da, genel olarak ben bu uğraşılar da başarısızım.En iyisi girmemek,kullanmamak. ♥Eski zamanların aksine teknolojinin…

daha fazlasını oku

El Fenerim

*Yanından ayırmadığın,çanta dan hiç çıkarmadığın,baş ucunda hep bulundurduğun nedir diye sorsanız bana.El fenerim derim.Evin tüm oda kapılarında pilleri takılmış, yanma yetisine sahip fenerlerim olduğu gibi,çantalarımda bir tane,yatağımın baş ucunda da bir tane mutlaka bulundururum ben. *Temkinli,sağlamcı bir kişiliğim olduğundan mı,yoksa korkaklığımdan mı bilemiyorum fenerlerim hep benimledir.Bizim genç olduğumuz dönemlerde,ülkemizde çok…

daha fazlasını oku

Paşa Kızı,Paşa Oğlu

♥Yaşarken veya öldükten sonra itibar görüp, şöyle afilli bir çerçeveden duvarı süslemek için hangi kriterlere sahip olmak gerekir sizce? ♥Osmanlı hanedanından gelmek,paşa kızı,paşa oğlu olmak yeter mi acaba? Yoksa bunu tamamlayan başka unsurlar mı var?Bence yok, sadece çok paranın olması buna yeterlidir.Yaşarken de, gittikten sonra da etrafına para saçabiliyorsan her…

daha fazlasını oku

Atla Atla

*Hadi gelin takılın peşime,eski zamanlarda vazgeçemediğimiz ip atlama oyununu yazalım bugün.Genelde arkadaşlarımızla gruplar halinde çekişmeli ip atlama mücadeleleri yapardık hatırladınız mı? Sokaklarda çocuklar,pikniklerde ablalar hatta anneler bile ip atlardı. Grup halinde yarışılıyorsa 2 kişi ipi sallarken diğer üyeler,yanmadan 2,3,5 hatta 20 kez ip atlar dururlardı.Karışık sallama,topluca ipin altına girme aklıma…

daha fazlasını oku

Bulmaca

Sabahları mıntıka temizliğinden ,akşamları içtimadan sonra bulmaca çözmezsem vatani görevimi aksatmış olurum..Hem sonra bulmacalarım ağlar arkamdam. Onlarsız eksik ve yarımım..Mutlaka bulmalıyım, hastasıyım.Kimin elinde gazete görsem ,bulmacasını kapıp çözesim geliyor.😊😀😊Bulamazsam üzgün, bulamazsam mutsuz oluyorum.Elim, gözüm, beynim bulmaya  şartlanmış.Bulmacasız öksüz, yetim bir çocuk kadar  mutsuzum…Bulacak muradıma ereceğim mutlaka.Bulmak beni  çok sevindirirken, gelişimimi…

daha fazlasını oku

Ağır Yaşamlar

Kış geldiğinden beri şikayetciyim yürüyüş yapamıyorum.Kilo almaya başladım.Korkuyorum. Televizyonda TLC kanalında ağır yaşamlar programını seyretmeye başladığımdan beri korkularım arttı.300 kiloya ulaşmış obezite hastalarının mide ameliyatları, kilo verme mücadeleleri ve nice görüntüye seyircilik ettiğimden beri çok şişmanlamaktan korkuyorum. Allahım bu nasıl bir hastalıktır,bu nasıl bir derttir aklımdan çıkmıyor,gözümden gitmiyor. Bu korku…

daha fazlasını oku