52-MARTI

MARTI İçinde çocuğu düşleri barındıran bir martı yaşardı eskilerde. Denizler kadar büyük yüreğiyle balıkçı motorlarını takip eder sevgi peşinde dolanırdı hep. Özgürdü, sıra dışıydı. Sevgi doluydu.Kendinden başka hep başkalarına yağar başkalarına akardı.Yılları engin denizlerde dolanmakla geçti. Balık atacak balıkçıları beklemeden martılık yaptı. İlerleyen zaman onu verdikleriyle, sunduklarıyla, harcadıklarıyla güçten düşürmüştü….

daha fazlasını oku

51-GÖÇ

GÖÇ Bulgar zulmünün gün gün çekilmez olduğu, baskı ve korkuların giderek arttığı, can kaygısının ruhlara sindiği, seneler boyu yaşanan toprakların vatan olmaktan çıktığı günlerde; aynı acıları yaşayan insanlarla birlikte, Anavatana kavuşma istek, dilek ve coşkusu ile sahip oldukları tüm mallarını bırakarak göç ettiler Türkiye’ ye. Asiye hanım ve eşinin iki…

daha fazlasını oku

Yaş 96

Dün ilâçlarımızı yazdırmak için gittiğimiz sağlık ocağından çıkınca MORUKLAR PARKINA girdik. Hava güneşli ve çok sıcak olduğu için alışılmışın dışında bu mevsimde parkımız çok kalabalıktı. Yenimahalle 5.Durakta bulunan parkımız hep ileri yaşta insanları konuk ettiğinden halk arasında moruklar parkı diye nam salmıştır.Biz de ismi halimize çok yakışan mekanımızda boş bir…

daha fazlasını oku

Alın Yazısı

Dört yıldır 1.500 civarında günlük yazı,arada sırada şiir, ucundan bacağından onlarca öykü, saymadığım kadar deneme tarzında yazı yazdım ama inanın doymadım yazmaya.Yazmaya doymadım ancak içimi boşaltıp oh diyemedim inanın. Yazılarımın kimini sosyal medyadan sizlerle paylaştım katılımlarınızla gurur duydum.Kimileri laptopumun tabletimin hafızasına kaydoldu birikti durdu.Yazılar arttı ben yetişemedim hızlarına. Geçen gün…

daha fazlasını oku

50-PAPATYA

PAPATYA Ortadaki sarı bölümü, ince beyaz yapraklarıyla çevrelenmiş, zarif çiçekleri ile kırların en güzel süsüdür papatyalar. Bahar geldiğinde her yeri bembeyaz bir örtü gibi sarıverir. Sarı ve beyaz sadece onda bu kadar güzel durur. İncecik bir bedeni, yaprakları vardır. Kokusunu ise pek algılayamazsınız.Neval hanım, bu çiçeğin saflığın, temizliğin temsilcisi olduğuna…

daha fazlasını oku

49-BİP BİP

BİP BİP Belma ile Nihat, onları tanıyanlarca, örnek gösterilen niteliklere, imrenilecek imkânlara sahip iki kişiydiler bir evin içinde, bir evliliği yürüten.Her ikisi de, orta tabakanın üzerinde mesleklerin üyesi, iyi bir gelirin sahibiydiler. Birbirlerini, kişilik özellikleri ile tamamladıklarını, görenlerin hepsi kabul ediyordu. Beyefendi ve hanımefendi olduklarını tanıyıp sevenler değil, yabancılar bile…

daha fazlasını oku

48-TEMEL ATMA TÖRENİ

TEMEL ATMA TÖRENİ Birbirlerini, ilk kez o gece görme ve tanıma imkânını bulmuş insanlar, üzerlerindeki yabancılığın çekingenliğini atamadan, oradan, buradan havadan veya sudan sohbet konuları yaratarak suskunluklarını bozma gayreti içindeydiler. Herkes, karşısındakinin beyninde ve gönlünde yer edinme isteği içinde, son derece ölçülü davranış ve konuşmalarıyla beğeni toplama çabasını sergiliyorlardı… Ciddi…

daha fazlasını oku

47-MUTLULUK ARANMAZ, YARATILIR

MUTLULUK ARANMAZ, YARATILIR Çocukluk ve genç yaşlarından beri ailesinin, kardeşlerinin sorunları içinde kendini yaşayamadan kırklı yaşlarına ulaşmış bir kadındı Yasemin. Kız kardeşlerinin yaptığı yanlış evliliklerin, anne ve babasında yarattığı üzüntüleri yok etmek hep onun görevi olmuştu. Hem çalışıp ailesine maddi destek verdiği gibi, tüm manevi desteğini onların mutlu olmaları için…

daha fazlasını oku

46-ŞEHİRLER VE İNSANLAR

ŞEHİRLER VE İNSANLAR Küçük şehirlerden ayrılıp, yıllar sonra büyük kente yaşamaya başlamıştı Ayhan ve  ailesi. Büyüdükleri, öğrenciliklerini tamamladıkları bu kent,  geçim kaygılarının yanı sıra insan ilişkileri yönünden hayli tedirgin etmişti onları.Oysa hiçte yabancısı değillerdi bu temponun. Ancak on yılı aşan süre, bu heyecandan uzak oldukları için bir gariplik çökmüştü karı…

daha fazlasını oku

45-LADES

LADES Paylaşmayı, sevgiyi çok iyi bilen, dostluğun yokluğun anlamını çok iyi anlayan iki yürek olduklarına inanmıştı Zerrin hep. Bu inanmışlıkla, dolu dolu iki yılı yaşadılar Murat’la birlikte. Sevginin, zevklerin, neşenin, umudun ve aşkın bitimsiz ve doyumsuzuna ulaştılar birlikte. Güzel olan her değer onları satır başı, eşsiz her duygu onları baş…

daha fazlasını oku

44-YAŞAMCA SENARYO

YAŞAMCA SENARYO Hacer’in köylüydü anası babası. İşçiydi bacısı, ağası. Buzları erimez şehirdeydi ninesi, atası. Olmayınca dönümlerce bağı, bahçesi, tarlası göçü toplayıp bir gün koca şehre kondu babası. Şehrin varoşlarında tüttü evlerinin bacası. Güzeller güzeliydi, gözleri sanki kömür karası.Dağıldılar hepsi şehre, bulmak için ekmek parası. Giremedi hiç bir işe; olmayınca torpili,…

daha fazlasını oku

43 ZİRVEDEN ZEMİNE

ZİRVEDEN ZEMİNE Mevsim bahara, dallar çiçeğe uyanıyordu zamansız. Yazdan kalma bir gün ve sıcaklık aldatıyordu herkesi. Oysa aylardan Marttı. Bir zamanlar, karlara ve buzlara alışık sokaklar, bahçe ve insanlar sahte baharın, aldanmaya razı doğanın canlılığındaydılar…Giysiler, tavır ve duygular bu uyanışa ayak uydurmuştu. Hiç de alışıldığı gibi yaşanmamış hafif geçmiş bir…

daha fazlasını oku

42-İHANET

İHANET Ayten, saatlere ve gecelere katlanarak ulaştığı günlerin sabahında, günün ilk ışıkları ile koşuyordu ona. Delice özlüyor kollarında, gözlerinde zamanı durdurmak ve hiç ayrılmadan yaşadığı mutluluğu sürdürmek istiyordu. Hiç bitmiyordu açlığı. Her sevişme sonunda bir sonrakinij tutkusu ile yeniden sarılıyordu genç adama. Sonerle  yaşayamadığı, tadamadığı her duygunun ve yılların özlemini…

daha fazlasını oku

40-DİYOJEN

DİYOJEN Hep kardeş kadar sevebileceği, gerçek bir dost ve sıcak bir arkadaşı aramıştı. Öylesine verici, alçak gönüllü, hoşgörülü, samimi ve neşeliydi ki; arkadaş edinmekte zorlanmıyordu. Ama hiç biri ona yarınlar için de var olabileceklerini, hep iyi değil, kötü günleri de paylaşabilecekleri inancını veremiyorlardı… Suat, yaşantısında bu eksikliği çok uzun zamandır…

daha fazlasını oku

39-KARASU

KARASU Yüzünde mutluluk ülkesinin aydınlığı, yüreğinde istediği oyuncağa kavuşmuş bir çocuğun coşkusu; dudaklarında ödül kazanmış bir insanın gülümsemesi ile gittiği hastane odasında, onu anne yapacak dinmez sancıları çekmiş, canından can alan, ıstırap ve acılara bu mutlu son için katlanmıştı Nurten.İlk aylardan bu yana, düzgün ve normal işleyen tüm gelişim, ona…

daha fazlasını oku

38-YALNIZLIK KADER OLUR BAZEN

YALNIZLIK KADER OLUR BAZEN Kopkoyu bir yalnızlıkta, yoğun bir karanlıkta gözlerini tavana dikmiş yatıyordu düşünürken İlksen. Yalnızdı odasında. Saatler, gecenin sonlarına ulaşmış ama o gözlerini ve beynini uykuyu davet edememişti.Saatin, derin sessizlikte duyulan incecik tik taklarını dinliyor, içinden onunla birlikte kafiyeler uyduruyordu. Sözcükler bir enstrümanın eşliğindeymiş gibi dökülüveriyordu birbiri ardına….

daha fazlasını oku

41-BÖYLE AYRILIK OLMAZ

BÖYLE AYRILIK OLMAZ Büyük şehre bir daha gelmek varmış diye düşündü Çetin. Yıllar sonra yine İstanbul’daydı. Oysa küçük şehir insanlarıyla, sevgiyi paylaşıp, onlara yardım etmekle önceleri mutlu sonrası, hüzünler yaşayarak geçmişti on yıl. Tıp fakültesini bitirerek ayrıldığı bu koca kentte, geçen bunca uzun zamana rağmen daha önce bir sebep yaratarak…

daha fazlasını oku

37-BU UMUTLAR OLMAMALI

BU UMUTLAR OLMAMALI Şehir, yeni bir yılı karşıladığı neşeli gecenin yorgunluğundaydı. Evlerde, sabahın ilk saatlerine dek yiyip, içip, eğlenen ya da televizyonun karşısında geç saatlere kadar oturan insanlar uykularındaydı. Araçlar, park edildikleri yerlerde suskun, sabahın ilk saatlerine rağmen sokaklar, caddeler bomboştu. Dükkânlar kilitlerinin, kepenklerinin ardında alışılmışın dışında bir tatil gününü…

daha fazlasını oku

36-HAYALET

HAYALET Bedri bey ve eşi Müşerref Hanım kitap okumayı, biriktirmeyi çok seven bir çifti. Çocuklarına da çok küçük yaşlardan itibaren bu güzel alışkanlığı kazandırmaya çalışmış ve başarmışlardı.Çok okuyan iki oğulları başarılı, meslek sahibi insanlar olarak hayatlarını kurtarmış, yuvalarını kurmuş, onlara torun sevgisi tattırmışlardı. Karı koca, emekli olup aktif hayattan köşelerine…

daha fazlasını oku

35-İKİYE AYRILAN YÜREK

İKİYE AYRILAN YÜREK Sokaklar gibi soğuk, mezarlıklar kadar sessiz, hastaneler kadar kasvetli, mağaralar kadar karanlıktı artık evleri. Kimse içten katılırcasına gülmüyor, birbirlerinin ağzından söz kapışıp, şakalar yapmıyordu. Öğrenilen bir fıkrayı, bir espriyi kimse aynı zevk ve coşkuyla taşımıyordu beraberinde eve. Kimse gazeteleri kapışmıyor,  gazeteyi önce alan şampiyon olmuyor, yemekler, pastalar…

daha fazlasını oku

34-KARLAR DÜŞER, DÜŞER.

KARLAR DÜŞER, DÜŞER. O gece yılın ilk karı düştü Ankara’ya. Yağıp yağmamaya karar verememiş gibi nazlı nazlı ve “tutsam da olur tutmasam da” der gibi inceden . Önce çatılarda başladı beyazlar yavaş yavaş.Sonra toprak örtüldü. Sevda ise; yakıp sigarasını, kapatıp odasının lambalarını, sokağın ışığında seyretti saatler boyu yağışını. Ne kadar…

daha fazlasını oku

33-CENNETTEN CEHENNEME

CENNETTEN CEHENNEME Çocukluğunda, evin içinde ve babasının dilinde adı Cennetti. En keyifli, en neşeli zamanlarında babası “Cennet” diye seslenir, burnunu işaret ve orta parmağının arasında şöyle, muzipçe sıkarak “Nereye de gidiyon kız Cennet” türküsünü, ayaklarıyla tempo tutarak söylerdi. O zamanlar Cennet adının, köylü kızlarının adından geldiğini sanarak, homurdanır, hırslanır dururdu….

daha fazlasını oku

30-SENEDE BİRGÜN

SENEDE BİRGÜN Elleri çok uzun bir özleyişi sona erdirmek istercesine birleşmişti. Sanki bir ten, bir yürek, bir beyin gibi, bir ağacın gövdesi ile dalı gibi tutkulu bir yakınlıkla yürüyorlardı sokakta. İkisi de on dokuzla yirmi yaşların ifadesindeydi. Mutlu insanların gülümsemesi yayılmıştı yüzlerine. Gelip geçenler şaşkınlıkla bakıyorlardı onlara. Onlarsa, ne oldukları…

daha fazlasını oku

29-BOLERO

BOLERO Bomboş konser salonunda, en arkada bulduğu bir koltuğa oturdu. Sahnenin perdeleri açık, orkestranın sandalyeleri konser anındaki düzenden uzak, sahiplerini bekliyordu… Sahnenin ışıkları dışında her yer loştu. Yeni bir provanın ön hazırlıkları yaşanıyordu besbelli. Ellerinde nota kâğıtları, tatlı bir sohbeti, gizli bir aceleciliği yaşayan sanatçılar birer ikişer gelmişti. Enstrümanlarını kutularından…

daha fazlasını oku

28-FERAH OTELİ

FERAH OTELİ Cebinde teskeresi, bacağında aldığı iki kurşun yarası ile vatani görevini bitirerek memleketine dönmek üzere bindiği otobüs, yağmurlu bir gecede  şehrin terminaline geldiğinde Yavuz, köy arabalarının sonuncusunu da kaçırdığını anlayarak kendine bir otel aradı. Topallayarak, ıslanarak yürüdüğü caddede,“Ferah oteli” yazan tabelalı binadan içeri girdi. Resepsiyondaki uykulu gençten, 106 numaralı…

daha fazlasını oku

27-NEYİZ ? NE OLACAĞIZ?

NEYİZ ? NE OLACAĞIZ? Ayten, yaşlı kadını Ankara garının ikinci peronundan ana kapıya giden tünelde ağır ağır yürürken fark etti. Tren birinci perona girmemiş yolcularını ikinci peronda indirmişti.Uzun bir  yolu elindeki bavullarla yürüyen kadın yorgun, yaşlı ve bitikti. Yetmişli yaşları geride bırakmaya başlamıştı galiba. Bembeyaz saçları, eskimeye yüz tutmuş kürk…

daha fazlasını oku

26-BABA VE BABACIK

BABA VE BABACIK Adamın gözyaşları yağan yağmura karışıyor, göz pınarlarından çıkıp ardı ardına kayıyordu belli belirsiz. Ipıslaktı saçları, yüzü ve giysilerinin her yeri. Rengi atmış, kol ağızları lime lime olmuş, koyu renk bir ceketi vardı üzerinde. Yakasını, saklanmak ve korunmak istercesine kaldırıp yok olmuştu içinde. Pantolonu, kim bilir kaç senelik…

daha fazlasını oku

31-YAZGI

31-YAZGI Oturduğu Ye Ye Kafede, camdan dışarıya bakarak çayını içen Selma arka masada koyu bir sohbete dalmış iki kadının konuşmalarına kendini iyice kaptırmış dalmış gitmişti.Selmaya yalnızlığını unutturan sohbetin konusu iki yakın arkadaşın dertleşmesiydi aslında.Biri anlatıyor,diğeri kısa kelimelerle katılım gösterse de çoğunlukla dinliyordu.Hafifçe  ve belli etmeden konuşanlara dönüp bakan Selma çok…

daha fazlasını oku

32-YASAK AŞK

  YASAK AŞK Meslek lisesinde ki 10.meslek yılında  hayatı alt üst oldu  Yusuf Öğretmenin. 11.sınıf öğrencilerinin  dersine girmiş ama  Özden in  kendisine duyduğu aşka engel olamamıştı.Aşıktı Özden aylardır öğretmenine.Takıntılı bir sevda ile hep Yusuf hocanın peşindeydi.Evli ve 1 çocuğu olan Yusuf bey ise kendisi gibi öğretmen olan karısıyla sade ama…

daha fazlasını oku

25-LADES

LADES Paylaşmayı, sevgiyi çok iyi bilen, dostluğun yokluğun anlamını çok iyi anlayan iki yürek olduklarına inanmıştı hep. Bu inanmışlıkla, dolu dolu iki yılı yaşadılar birlikte. Sevginin, zevklerin, neşenin, umudun ve aşkın bitimsiz ve doyumsuzuna ulaştılar birlikte. Güzel olan her değer onları satır başı, eşsiz her duygu onları baş harfi yapmıştı….

daha fazlasını oku

24-YORGUN DEMOKRAT

24-YORGUN DEMOKRAT   Deniz, gülümsüyordu uzaklarda, umutlarını teslim etmiş martılara. Cem, göğe uzanan palmiyelerin altında dalıyordu maviye özlemli günlere. İçinde beslediği delici korkularla, düşüncelerine uygulanan baskılarla, yargılandığı dosyalar dolusu davalarla yabancı kalmıştı başının üstünde özgür, dolanan bulutlara. On yıl, tüketmişti cezaevleri arasında. Kara saçları ve sakalları dolmuştu aklarla. Ziyaretçi beklenen…

daha fazlasını oku

23-MUTLU SON

MUTLU SON Deli dalgaların sahile vurduğu, kuzey rüzgârlarının tepelerin ardından uğultularla geldiği bir günde limana bağlandığı halatı kopan, koca bir gemi gibi yalpalayıp, derinliklere doğru yürüdü kadın. Yaşamını, başından sonuna altüst eden sarsıntıyı yaşadı.  Umutlarını bağladığı, tüm sevgisini sunduğu, onun için yaşadığı evlat edindiği Onur onu terk edince… Çok uzun…

daha fazlasını oku

22-CİNAYET

CİNAYET “Öldürdüm onu, öldürdüm. Şimdi ben ne yapacağım?” diye ağlıyordu kapanmış yatağa.  Haykırdığını sanarak, ama sesini sadece kendisinin duyabileceği bir güçle dakikalardır, aynı sözleri tekrarlayıp duruyordu. Yıkılmışlık, pişmanlık ve üzüntü ile sarmalanmıştı. Önceden, düşünmesiz, planlamasız ama apansız bir cinayeti işlemişti işte. Katildi o…Kimsenin bilmediği, duymadığı kansız bir cinayeti yaşamıştı. Tertemiz…

daha fazlasını oku

21-YAŞ ELLİ

YAŞ ELLİ Niye hatırlayamıyordu açıkça daha önceki yaşlarını? Birle başlayıp, onlu ve yirmili geçenlerini?  Niye silik, niye kalın bir bulutun ardındaydı o zamanda yaşananlar?  Neler duyumsayıp, neleri düşündüğünü ve neleri umup düşlediğini niye bugünlerdeki gibi bilemiyor Ebru? O günlerden, bugünlere taşıyıp getirebildikleri niye böylesi azdı? Ve niye hayatında etkileyip iz…

daha fazlasını oku

20-NOSTALJİ

21-NOSTALJİ Baharın yerini yaza bırakmaya başladığı günlerin birinde, iki yanı ağaçlarla örtülü; bir gidişe, birde gelişe açık yolda araba, o bilinen sahil kentine doğru ilerliyordu.Bu ağaçlı yol Bodrumu çok iyi bilenler için bir işaret özelliği taşıyordu. Kilometrelerin azaldığını, ilerdeki tepenin ardında onları kucaklamaya hazır ilçenin ve masmavi denizin varlığını haber…

daha fazlasını oku

19-ÇÖZÜMSÜZ DAVA

ÇÖZÜMSÜZ DAVA Haldun, yaşamını çok sevdiği bir mesleği yaparak yürüten ve geçimini avukatlık yaparak kazanan, gencecik, idealist, cesur bir adamdı.Başkentte yaşıyor, ancak aldığı davaların gereği zaman zaman yakın il ve ilçelere de gidip geliyordu. Meslekte çok eski bir deneyime sahip olmadığı halde, insan yanı ağır basıp, çok yüksek paraların talepçisi…

daha fazlasını oku

18-YANLIŞ ADRES

YANLIŞ ADRES Dışarıda kuru bir ayaz, ağaçları köklerinden sallayan, dallarını gidebildikleri yere dek zorlayan bir rüzgâr ve bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmur, gün ortasında kapkara bir gökyüzü vardı. Giysisinin yakasını kaldırıp, boynunu ve yüzünün bir bölümünü yok eden adam, elleri ceplerinde, caddede uzaklaşarak, kimi zaman tedirgin, ürkek bakışlarla çevresine ve…

daha fazlasını oku

17-BİR MUM DAHA

BİR MUM DAHA Hasret,küçücük bir kızdı, gözlerinin önünde babası annesini öldürdüğünde. Sebebini hiç anlayıp hiç öğrenemedi. Belleğinde onlara ait hatırladığı, bağrışarak yaptıkları kavgalardı. Annesiz bir ömür için, babasız bilinmez kaç yıl için yalnız kaldığında yakınlarının onu yerleştirdiği yetiştirme yurdunda büyümüştü.En kısa yoldan hayata atılıp ekmek tutmanın özlemini duyup okumuş ve…

daha fazlasını oku

16-TEK UTANCIYDI

TEK UTANCIYDI            40 yıl önce, evlerinin sokağında yaşadı, bugüne taşıdığı tek utancını.Altı  yaşında bir çocuktu o zamanlar. Doğruluk, dürüstlük kavramları tam oturmamıştı belleğinde yerine. Duyuyor ,ama anlamını bugünkü kadar ciddi boyutta bilmiyordu.             Satıcılar geçerdi mahallelerinden.Bağıra, çağıra mallarıyla çocukları cezbederlerdi. Çocuklar, annelerini bağırtırarak  aldıkları paralarla,   istedikleri malları alırlardı.Ne zaman…

daha fazlasını oku

15-YILDIZ OLDUM BEN

YILDIZ OLDUM BEN             Yılların birinde, ayın 13 ünde vurdu beni. Sakin, sade, mutlu, huzurlu, neşeli, sağlıklı yürürken yolumda doğrulttu da namluyu sıkıverdi kurşunu. Yapamaz, basamaz sanmıştım tetiğe. Hiç acımadan dokundu da can evimden yaktı beni.             Bir saniyeden kısaydı sanki gözümün önünden  film şeridi misali geçen yaşamım. Bitiyordu ha!…

daha fazlasını oku

14-BİR MEYHANE ANISI

14-BİR MEYHANE ANISI                           Köhne bir meyhane köşesiydi gittiği ama aynı günde çıkmayı beceremediği. Hep aynı masada oturuyordu.Yıllar yılı oturarak başladığı geceyi, masa üzerinde sızarak tamamlıyordu.Kendinden habersizdi. Kimseyle konuşmuyor, sadece alışılmış isim ve renkteki içkisini her geçen zaman, miktarını bilemeden içiyordu.                         Gözü, tozdan ve isten kararmış duvardaki rastgele…

daha fazlasını oku

   13-BİR MAHKUMUN DÜŞÜ

            BİR MAHKUMUN DÜŞÜ                                 Mis gibi kekik kokuları çıkıp geliyordu çok uzaklardan burnuna.Nazlı akan Gökçe deresinin sesini duyuyordu şırıltılarla  ve bir de ılık esen rüzgarın oynattığı   yaprakların hışırtısını. Tenini kavuran sıcacık bir güneşin pırıltısını yaşıyordu.Demir parmaklıklı yaşamında düşlerinin arasında.Gelincik tarlalarında dolaşıyor, gözlerini kapatınca kıpkırmızı çiçekler arasında oluyordu….

daha fazlasını oku

12-AĞIT

AĞIT Esma ana ise yine alışıldık sitemlerindeydi.” Olmuyor, çocuk olmuyor. Bir yerlerde bir yanlışlık var doğrulmuyor, doğruyu bulmuyor. Bir yerlerde bir eksiklik var, ne yaparsam dolmuyor. Olmuyor çocuk; yürümüyor, değnekleri de dayasam kol altlarıma dengeyi bulmuyor. Olmuyor işte sensiz olmuyor…              Ayrık otları tükenmiyor, uzaklar yakın olmuyor, kedi ile köpek…

daha fazlasını oku

Bize Her Gün 14 Şubat

♥Babasını çok genç yaşta kaybettiğinden olsa gerek,kalabalık ve sıcak bir yuva özlemini hep yaşamıştı adam.Askeri okul yılları da eklenince bu özleme kurduğu yuvası,eşi,evlatları cenneti olmuştu.Hayatının son demine dek,karısını büyük bir aşkla sevmişti. ♥Kadınsa deprem acılarını kocasının sevdasında azaltmıştı.Çok küçük yaşta önce kardeşlerinin,sonra çocuklarının annesi olmuştu.Evlatlarına birbirini seven anne,babanın kurduğu huzurlu…

daha fazlasını oku

14 ŞUBAT

♥İlk aşk öykülerinin en çok yaşandığı yerler okullardı. Cebirin, Geometrinin, kimyanın arasından aşk fısıldamasa olmazdı ♥Fizik defterinin içinden, mektup düşmezse mutsuz olurduk.Arkadaşları aracı yapıp arkadaşlık teklif edip, almalar,okulu kırıp sinemalara parklara kaçmalar,sınavlarda kopya vermeler hep aşk içindi. ♥Yaz kamplarına,yazlıklara gitme şansı olanlar için aşklar deniz kenarına inerdi.Birlikte denizlere girilir, kumsalda…

daha fazlasını oku

11-EVİN KADINI

11-EVİN KADINI Kahvaltı sonrası günlük işlerine başladı kadın.Kocasını işe,çocuklarını okula yollamıştı.Çocukların odasından başladı görevine. Oğlanların odası koca bir ordu yatakhanesi kadar dağınıktı.Eşinden ayrı uzaklara atılmış çoraplar,sevgilisi tarafından terk edilmiş gibi biri ters dönmüş terlikler,bir bacağı içeride bir bacağı dışarıda pijama altları,tişörtler yerlerdeydi.Yatak içlerinde telefon şarj aletleri,kalemler duruyordu.Okul çantasında yer bulamamış…

daha fazlasını oku

 10-KIRT KIRT KIRAR HAYAT

 KIRT KIRT KIRAR HAYAT Kocasını işe gönderen Kadriye pencere yanına koyduğu yüzü eskimiş koltuğunda hem sabahın ikinci çayını içti hem de Fevzi beyi camın arkasından uzun uzun ama belli etmeden seyretti. Üst kat komşusu Beyhan hanımın kocası olan Fevzi Bey, her sabah aynı saatlerde dakikalarca motorunu ısıttığı arabasını çalıştırır İşine…

daha fazlasını oku

9-BEKİR

BEKİR Güneş, tepelerin ardında son kızıllığını terk edip gideli, gün geceye geçeli bir  iki saat olmuştu.Ardında kanlar içinde cansız bir beden ve gözü yaşlı insanlar bırakarak kalabalıklar arasına karışmıştı Bekir. Bu kaçışı noktalayacak, gitmesi gereken yere onu götürecek otobüse  terminalden binerek İstanbul dan uzaklaşmıştı. Yaşayıp, yaşattığı  şoku üzerinden günler geçmesine…

daha fazlasını oku

8-KAN ÇİÇEKLERİ

KAN ÇİÇEKLERİ Ender, çalan saatle, yerinden fırladı zorlukla. Hiç yatağından kalkmak istemiyor, uyumayı her zamankinden daha çok arzuluyordu. Üzerinde bir ağırlık vardı sanki. Söylene söylene kalktı yerinden. Ne giyinmek, ne de bir şeyler yemek geliyordu içinden. Sabahın daha ilk saatlerinde, kendini böyle yorgun hissederse tüm gün nasıl bitecek diye düşündü….

daha fazlasını oku

LADES

Oldum olası çorba içmeyi, türü ne olursa olsun sevmemiştim. Kimilerinin dediği gibi, “şöyle dumanı tüten, sıcacık bir çorba olsa da içsem” dediğim hiç olmamıştı. Ne zaman, bir yemek çeşidi olarak gelse karşıma, onu bir kenara atıp diğer yemeklere saldırırdım. Evimde bile pişirdiğim zamanlar yok denecek kadar azdı. Mecbur kalmamışsam, hiç…

daha fazlasını oku